TAŞINMAZ DEĞERLEME

ÖZET Ülkemizde gayrimenkul sektörünün gelişmesine paralel olarak taşınmaz değerlerin ekonomi içindeki öneminin artması, Sermaye Piyasası Kurulu’nun küçük yatırımcıyı koruma ilkesinden doğan “gerçek değer” arayışı, kurum mülklerinin alım satımı, devir ve takasında bedelin tespiti ve finansal sektörün yeniden yapılandırılmasına bağlı olarak banka aktiflerinin objektif kriterlere göre analizi gibi etkenler bu pazarın gelişimine katkıda bulunmaktadır. Türkiye, gayrimenkul piyasasının son derece canlı olduğu ülkelerden birisidir. Gayrimenkul uzun zamandan beri en popüler yatırım aracı olmasına rağmen, yatırımcı sayısı sınırlı kalmıştır. Bunun başlıca sebebi, Türkiye’de tasarruf ve sermaye birikiminin yetersiz olmasıdır. Türk insanının yaşam kalitesinin yükselmesi ve konut talebinin karşılanması, uzun vadeli finansman sisteminin kurulmasına bağlıdır. Bugüne dek uzun vadeli finansman modellerinin hayata geçirilmesini engelleyen yüksek enflasyon ve ekonomideki belirsizlikler gibi nedenler artık ortadan kalkmaya başlamıştır. Ekonomideki olumlu gelişmelerle birlikte özellikle Amerikan ekonomisinde uzunca bir süredir uygulanmakta olan uzun vadeli gayrimenkul finansman modellerinin Türkiye şartlarına adapte edilerek uygulanması tartışılmaya başlanmıştır. Kurulacak sistem, hem uzun vadeli gayrimenkul finansmanı sağlayacak, hem de Türk insanına uluslararası standartlarda kaliteli konut sahibi olma imkânı verecektir. Bütün bunların sonucunda pazarda yeni ihtiyaçlar doğmuş, değerleme işlemleri konusunda uzman, ehliyetli, güvenilir kişi ve firmalara talep artmıştır. Bu gelişmelerin doğal bir sonucu olarak varlıkların gerçek değerini yansıtan raporlar iktisadi hayat içinde tartışılmaz bir önem arz eder duruma gelmiştir. Bu kapsamda taşınmaz mal değerlemesinde izlenen yol ve kullanılan yöntemlerden üçü olan karşılaştırma, maliyet ve gelir yöntemleri ile İstanbul ili, farklı belediye sınırları içerisinde birçok uygulama yapılmış, hangi taşınmazlarda hangi yöntemin kullanılması gerektiği incelenmiş ve raporların nasıl yazılması gerektiği amaçlanmıştır. Sonuçta taşınmazın türü ne olursa olsun, değer tespitinde; eğer elde yeterli sayıda veri mevcutsa Emsal Karşılaştırma Yönteminin, yapılı taşınmazlarda Maliyet Yönteminin, gelir getiren yapılı veya yapısız tüm taşınmazlarda ise Gelir Yönteminin kullanılmasının daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir